Bugun...
Reklam
DENGELİ BESLENME


FATMA BÜŞRA AKTUĞ
 
 

Vücudun sindirim sistemi iyi çalışmadığı zaman türlü türlü hastalıklarla, sağlık problemlerinin ortaya çıkması aşikârdır. Birey ailenin, aile çevrenin, çevre ise toplumun yapıtaşıdır. Bir bireyi bile hasta eden bu sindirim problemini toplumumuza uyarladığımız zaman doğacak sorunları düşünmek adeta korkunç bir şeydir. Vücudumuza aldığımız her yiyeceğin bize yarar sağlamadığını bildiğimiz gibi toplumumuza soktuğumuz her şeyin faydalı olmayacağını da bilmemiz gerekiyor.

                Bize getirisini veya götürüsünü bilmeden benimsediğimiz, daha doğrusu benimsemeye çalıştığımız her lokma bizim için bir tehdittir. Bunu bir konu üzerinden örnek vermek istiyorum. Dünyaca ünlenen, büyük bir marka yeni sezon kıyafetlerini sergiliyor. Yandaş markalar onun etkisi ile benzer ürünler ortaya koyuyor, onlardan etkilenen daha küçük markalar sahtelerini yapıyor derken bir bakıyoruz ki o ürünler bizim dolaplarımızda yer almaya başlıyor.

Bizim moda diye beğenip, benimseyip kullandığımız bir kıyafet veyahut aksesuar bile toplumumuz için bir tehdit oluşturabiliyor. Örneğin, bir takı beğendiniz ama o takının üzerindeki küçük, şirin bir haç işaretini fark etmediniz ya da fark ettiniz ve “aman, bundan bir şey olmaz, hem ben o niyetle takmıyorum” deyip (ki İslam dininde, Müslüman bir insanın üzerinde diğer dini sembolleri barındıracak bir şey olması caiz değildir.

 Bunu peygamber efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinde de rahatlıkla görebiliriz: “Kim bir kavme benzerse artık o onlardandır.” (Ebu Davud, Libas, 4). “Bizden başkasına benzeyen bizden değildir.” (Tirmizi, İsti’zân, 7) o ürünü aldınız. Aldınız, çünkü o ürünü alırken siz sadece beğendiniz, ötesini hiç düşünmediniz. Yaptığınız bu hareket sizi etkilemedi diyelim. Ama her şeyiniz ile sizi örnek alan çocuğunuza veya kardeşinize, hatta çevrenizdeki hayranlarınıza çok kötü bir kapı açmış sayılmaz mısınız? Mağazalarda depo depo bulunan, sokaktaki insanlarda da fazlasıyla takılmış olan bir sembolü bir de en yakınında gören bilgiye aç bir insan için yaptığınız şey, tam bir felakettir. O sembol, artık onun bilinçaltına işliyor ve gün geçtikçe ona doğal ve güzel gelmeye başlıyor. İşte felaket tam da burada.  Bunu bir nesil üzerinde hayal edin ve o neslin elli sene sonraki halini bir düşünün. Müslüman Türklerden eser kalır mı? Yaptığınız o mini minnacık masum harekete bu sonuç değer mi? Tehdit kelimesinden kastım budur.

Bahsettiğim bu bir lokma moda örneği, toplumumuzda işte bu şekilde hazımsızlık oluşturacaktır. Üç-dört sene önceki modayı hatırlatmak isterim. Kıyafetlerde olabildiğince Amerikan ve İngiliz bayrağı vardı ve bizim halkımız da onları utanmadan, çekinmeden giyebiliyordu. Çünkü adı, modaydı(!).. O an bu lokmayı yutmuş olabiliriz, sindirdiğimizi sanmış olabiliriz ama üst üste aynı ve benzer olaylar geldiği sürece bir yerden sonra bunları sindiremeyeceğiz ve gördüğünüz üzere, sonumuzu hiç iyi bitiremeyeceğiz. Bu yüzden dengemizden şaşmayarak, istikrarlı ve düşünerek hareket etmemizin idrakine varmalıyız. .

Moda konusu, bize yedirtilmek istenen bu uzun ve meşakkatli bir yemeğin sadece küçücük bir lokmasıydı. Bunun dışında; dilimize ısrarla sokmaya çalışılan yabancı kelimeler, yüzsüzleşme seviyesine gelmemize sebep utanamama problemi, edepsizlikler (özellikle eşcinsellik kavramını normalleştirme), değer yargılarımızı değersizleştirme çabaları, arsızlık /doyumsuzluk/ memnuniyetsizlik hissi (yediği önünde yemediği ardında olan kişiler için bile geçerli, büyük bir sorun), şımartılma içgüdüsü (hastalığı) ve çok daha fazlası bize sunulan tabağın diğer lezzetleridir. .

 Milletimizin tarih sahnesinde var oluşundan beri, üzerinde yaşadığı her karış toprak için verdiği şehitler aşikâr. Bir millete yutturulmak istenilen en büyük ve en zehirli lokma ise böylesine cennet vatanın, tarihin ve ceddin önemsetilmemesi hatta unutturulmasıdır. Ülkemizde her gün şehit ve patlama haberleri sayfa sayfa yer almakta. Buna rağmen artık kimsenin yüzünde üzülmüşlük ifadesi maalesef ki yer almamakta. Bunu da mı sindirmeye çalışıyoruz? O, “masum” moda örneğinin bile sonucu bizi felakete sürükleyebilir nitelikteyse, sizce bu örnek nasıl sonuçlanır? Bize yakışan tavır içerisinde bulunmadığımızı; her şeyi boş vermiş bir halde, beyinlerde örümcek ağları ile yaşandığını görüyorum. Biz aslında o kadar dertsiziz ki, inşâAllah bir gün o rahatımız bize batmaz!

Bu vatan için yaşamış, bu vatan uğruna canını vermiş tüm şehitlerimize Yüce Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum. Geç olmadan içinde bulunduğumuz durumu fark edip, harekete geçmemiz ve sonsuza kadar en güzel hal ile kalmamız umudu ile….  





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI